“Giyim kuşamına özen gösteren, şık giyinen” kişiler için kullanılan bu deyimin ortaya çıkışı ise şöyle: eskiden altın paraların ağırlığı iki dirhem bir çekirdek olurmuş, buradan güzel giyinmiş kişiye altın yakıştırması ile iltifat edilirmiş.
Daha önce okumuş olduğum İskender Pala ‘ya ait olan “İki Dirhem Bir Çekirdek” isimli kitapta daha nice deyimler ve yer alan deyimlerin, bazen trajikomik bazen de enteresan hikayelerine rastlıyorsunuz. Yaşanan olaylar sonucu cümlelerin deyimleşip, dilimizde nasıl kalıcı hale geldiğini okuduğunuzda şaşkınlıklar içinde kalabiliyorsunuz.
Kitapta200 civarı deyim bulunuyor. Bunlardan aklımda kalanlardan birisi ise, “Keçileri kaçırmak” deyimi..
Bu deyimin hikayesi ise şöyle.. Eski zamanlarda Burdur yöresinde bir çoban varmış. Bu çoban köyde bulunan tüm keçileri sabah alıp otlatmaya gider, akşamları ise geri gelerek köylüye keçileri teslim edermiş.
Yine günlerden birgün, çoban keçileri alarak otlakların bulunduğu yere doğru gitmiş. Çobanımız her gün öğle vakti uyumayı alışkanlık haline getirmiş. Tabi keçiler de o arada yakınlarında olur, fazla uzaklaşmazlarmış. Çobanımızın uyandığında ne görsün! Keçilerin hiçbiri yok… Yakınında bulunan tüm su alanlarına, meralara bakmasına rağmen keçileri bulamamış. Çobanı kaplayan telaş sonunda hemen köye dönerek,gördüğü kişiye”ben şimdi ne yapacağım,çobanlık görevimi yapamadım, keçileri kaçırdım” şeklinde abuk subuk tekrarlamasıyla dert yanmaya başlamış. Bunun üzerine köylülerle beraber keçileri kaybettiği yere gelmişler. Bir de bakmışlar, ne görsünler. Keçilerin hepsi karşılarında. Çoban durumu anlatmış, uyuduğunu fakat bir tek keçi dahi bulamadığını, tüm anlattıklarının doğru olduğunu söylese de köylü inanmamış. Ve çobanın delirdiğine kanaat getirip, köye yeni bir çoban bulmuşlar.
Bu yeni çoban da keçileri otlatmaya götürdüğünde, öğle vakti şekerleme yaparmış. Uyandığında ne görsün, keçiler yok, aramasına rağmen keçileri bulamamış ve o telaşla hemen köye inmiş. Ve sürekli tekrarlar bir şekilde:”keçileri kaçırdım,keçileri kaçırdım” diyormuş. Bunun üzerine köylüler tekrar keçilerin otladığı yere gitmişler. Keçileri karşılarında görünce, bu yeni çobanın da delirdiğini düşünmüşler. İçlerinden bazıları ise çevreye bir bakalım önerisi üzerine çevrede araştırma yapmışlar.
Köylülerin çevrede yaptıkları araştırma sonucunda buldukları şey ise oldukça ilginç. Meğer, çoban öğle vakti uyuduğunda, keçiler de susuzluklarını gidermek, dinlenmek için yakında bulunan serin olan mağaraya inerlermiş. Bulunan bu mağaranın ismi de, İnsuyu Mağarası ‘dır.
Keçileri kaçırmanın, dilimize nasıl girdiğini bu hikayeyle daha iyi anladığınızı umuyorum.
No related posts.






Gerçekten güzel bir kitap…